Pazar, Aralık 7

Sıcak Su Müziği

Aynı anda hem müzik dinlemek hem de masa ışığımı kullanmak için uğraştım baya.Evet uğraştım ve de başardım.Uzatma kablosunun uygununu buldum önce,buz kesti kollarım balkonda,ama değdi,kendime geldim.Sonra uygun priz için uğraştım.Koca televizyon kutusunu dolabın arkasından çektikten sonra katladım yırttım buruşturdum attım çöpeee.Derinden bir nefes çektim.Pencereyi açtım,buz kesiyim kendime geleyim yeniden diye.Kırmızı kaplı cd yi bulduktan sonra fişleri taktım takıştırdım ve düğmeye bastım. Sonunda açıldı televizyonum.Cd yi uygun yere koyduktan sonra defterimi çıkardım kalemlerden siyah olanı seçtim,bu yorgunluk,bu boğmaca 9 satır gülmece dolusu paragrafı yazdırdığı için boynumdaki kızılderiliye bir öpücük kondurdum.
*Dapdaracık adeta bir tayt edasındaki kot pantolonumu gömleğimi ve kazağımı giydikten sonra ayakkabıma doğru yöneldim.Elimi uzattım,baktım.Avucumda toprak parçaları,değişen hava kütleleri,çamur kuruları,değerli taşlar,ıslaklıklar...Çamura basmıştım sonunda.Fayans aralarına saçtıktan sonra avucumdakiler,son hamleyle anahtarı yuvasından çıkarıp fırladım sokağa.Merdivenlerden dansöz havasında indikten sonra,naneli tütün sakızımı attım ağzıma.Asansörün önünden geçerken kapı kapanıyordu kafamı çevirdiğimde bir çift gözdü gördüğüm. Gözler parlıyordu,gözler kocamandı,gözler ağlıyordu aynı zamanda.Kollarını iki yana açmış uçmayı bekliyordu kapı kapanırken. Kolları uzundu,kollaruı kirliydi ve kolları ağırdı da...
Bir insan geldi ve bir insan geçti
*Otobüs durağında beklerken geçen arabaların içine bakamam ben.Bakmak istemem.Kötü adamlardır o özel arabaların içindekiler.Bakmak istemem.Durakta buz keserken kızarmış kuş başı görünümündeki burnum ve kulaklarımla kaldırımın tam kenarındayım.Otaban sesine dalmışken dengemi iyi tuttururum..Yalnız süratla gelen kamyonların yeryüzündeki sarsıntısı uyandırır beni tuzlu ve kuru dalmalardan.Evet o kamyonlar öyle sarsar ki adamı,kaldırımdan aşağı düşerim.Özel araç şoförleri kafalarını eğerler,çeneleri direksiyona değer,bana bakarlar,korna çalarlar.Kendimi şovlardaki en kısa etekli kız yarışında 1. gelmiş gibi hissederim o an.
Halbuki pantolonumun arkasına sakladığım silahımı çekip camlarını indirmeyi ne de çok isterim.
Bir de müzik çıkartır beni dalmalardan.Bir sıcak müzik.
Otobüste yol boyunca asfalt çizgilerini izlerim,bazen sayarım onları.Bitmezler ama sayarım yine.
Bitmeyen bir sıcaklık da sarar kulağımı çizgilerle birlikte.
*Her sabahın değişmez menüsü çay ve poğaçamı istedikten sonra yaslandım arkama,tam tepemde amazon ormanları gibi dallanıp budaklanmış küçük bir bahçe var.Bir gün tepeme kedigillerden bir cins atlayacak diye ödüm kopuyor. O kadar esrarengiz yani.
Kahvaltıdan sonra hep düşündüğüm gibi olur.İnsanlar gelir.
Gelir gelir ve giderler.
Geldiklerinde pantolonları kahverengiyse gittiklerinde de kahverengidir.
Geldiklerinde tokaları varsa gittiklerinde de öyledir.
Ama her zaman değil.Bunun için boynumdaki kızılderiliye bir öpücük daha kondurdum.
Bazı farkındalıkları bana yaşattığı için.
İnsanlar gelir,fakat giderken geride bıraktıkları geldikleri gibi değildir.
Geride bıraktıkları getirdikleri gibi hiç değildir.
İnsanlar gelir ve gider,altına basarak söylemiyorum,
fakat değişmeyen tek şey müziktir.
Sıcak su müziği.

Hiç yorum yok: